Kıbrıs uzun süre Osmanlı İmparatorluğu’nun etkisi altında kalması sebebi ile çok sayıda Osmanlı eserine sahip olmuştur ve bugün de bunların pek çoğunu görmek mümkündür. Kent kent Osmanlı İmparatorluğu’nun kalıntılarını inceleyecek olursak ise Girne ile başlayabiliriz.

Girne’deki Osmanlı Eserleri

Ağa Cafer Paşa Camii: 1589 yılında yapılmış olan bu cami, adı üzerinde o dönemin Kıbrıs valisi olan Cafer Ağa tarafından inşa ettirilmiştir.  Tek şerefeli ve tek minareli cami olarak bilinen bu yapı, ahşap kafesi ile oldukça ilgi çekicidir. Ayrıca camiye oldukça yakın bir konuma sahip olan Hasan Kavizade Hüseyin Efendi Çeşmesi ve yanındaki tarihi kemerler, süslemeleri ile büyüleyicidir. Bu sebeple de cami ziyaretçilerinin görmek istediği güzel detaylardan biridir.

Hazreti Ömer Türbesi: Hz. Ömer Türbesi Girne’nin 4 km kadar doğusunda sessiz, sakin ve de huzurlu bir yerinde konumlanmıştır. Hz. Ömer Türbesinde, M.S. 7. Yüzyılda Muaviye ordusu komutanı ve 6 asker arkadaşının şehit olması ile türbe inşa edilmiştir ve günümüze kadar da ulaşmıştır. Bugün bu özelliği ile ziyaret duraklarından biridir. 

Kavaklı Dede Türbesi: Kavaklı Dede Türbesi, bir rivayete bağlı olarak turistlerin ilgisini çekiyor. Kıbrıs’ın Osmanlı İmparatorluğu tarafından fethedilmesinden sonra müritleri ile birlikte buraya gelerek yerleşen Kavaklı Dede, tekke kurup uzun yıllar burada yaşamıştır. Vasiyeti üzerinde ayakucuna kavak dikilmiştir ve bu sebeple de bugün bu isim ile anılır. Ancak bugün burada kavak ağacı yer almıyor. Çünkü 1914 yılı ile birlikte İngilizcelerin bölgeye hâkim olması, kavak ağacının kesilmesine sebep olmuştur. Yerine ise çam ağacı dikilmiştir. Bugün halen burada çam ağacı varlığını korumaktadır.

Lefkoşa’nın Osmanlı Değerleri

Büyük Han: Lefkoşa’nın ünlü surları içerisinde yer alan Büyük Han, ada genelinde en dikkat çeken Osmanlı eserlerinden biridir. 1572 yılında yapıldığı bilinen hanın Kıbrıs’ın ilk Beylerbeyi olan Muzaffer Paşa’nın emri ile inşa edilmiştir. Lefkoşa’nın en dikkat çeken tarihi değeri olmakla birlikte mimari anlamda da kentin en kıymetlisidir. Osmanlı eserleri arasında da özel bir öneme sahiptir. Bugün küçük hediyelikler alabileceğiniz dükkânlar ile dolu olan han, huzurlu ve keyifli bir gezi rotası olacaktır. Burada geçireceğiniz zaman, gezinizin en hoş zamanı dahi olabilir.

Kumarcılar Hanı: 16. Yüzyılın sonlarına doğru yapıldığı sanılan Kumarcılar Hanı, tarihte farklı dönemlerde farklı isimler ile anılmıştır ve de 1953 – 1963 tarihleri arasında onarımdan geçirilmiştir. 1964 yılı itibariyle tamamen Türk kontrolünde kalan bu eser, 1976 ile 1991 yılları arasında Eski Eserler ve Müzeler Dairesi olarak kullanılmıştır. Bugün ise özel bir şahsa aittir ve 2005 yılından bu yana onarım çalışmaları yapılmaktadır. Yakın zamanda tekrar ziyarete uygun hale gelmesi bekleniyor. Bu durumda, kentin en dikkat çeken turistik noktalarından biri haline gelebilir.

Arabahmet Paşa Camii: Kıbrıs fatihlerinden biri olarak bilinen Arap Ahmet Paşa adına inşa edilmiş olan eserin yapım tarihi 1845’tir. Osmanlı mimarisinin karakteristik özelliklerini yansıtan bina, bugün bölgenin en önemli ibadet merkezidir. Caminin ilginç özelliklerinden biri ise tabanında yer alan Orta Çağ mezar taşlarıdır. Ayrıca Osmanlı’nın önemli bazı isimlerinin mezarları da burada yer alır ve cami ziyaretiniz sırasında yanında olan mezarları da görebilirsiniz. Arabahmet Paşa Camii’nin bu bölgenin en kıymetli ibadet merkezi olduğunu söyleyebiliriz.

Sarayönü Camii: Adadaki diğer Osmanlı yapılarına göre yeni sayılabilecek olan Sarayönü camii, 1820 – 1824 tarihleri arasında yapılmıştır. Aslında caminin yeni sayılmasının bir sebebi de 1902 yılında bilinmeyen bir sebeple yıkılarak yeniden inşa edilmesidir. Caminin Osmanlı detaylarının yanında sahip olduğu Kuzey Afrika, Hint ve İspanya üslubu yapıyı özel bir mimari değer haline getirmektedir. Göz kamaştıran detaylar arasında kaybolabilir ve büyüleyici kareler yakalayabilirsiniz.

Mevlevi Tekkesi: Bugün Lefkoşa’da bulunan ve turistlerin en çok ilgisini çeken noktalardan biri olan Mevlevi Tekkesi’nin yerinde 1593’lü yıllarda Arab Ahmet Paşa Mevlevihanesi bulunmaktaydı. Bir süre sonra ise ismi Ferhat Paşa Mevlevihanesi olarak değiştirildi. Bu yapının inşasının önemli bir sebebi fetihten sonra adaya yerleşen Konyalı vatandaşlar olmuştur. Mevlana’nın yaşam biçimini yaymaya çalışmaları sebebi ile Mevlevihane de her zaman kentin önemli bir parçası olmuştur. Bu sebeple bugün halen Mevlevi Tekkesi’nin ziyaretçisi çoktur.

Sultan 2. Mahmut Kütüphanesi: Sultan 2. Mahmut döneminde yani 1829 yılında yapımı tamamlanmış olan kütüphane, her zaman hem sultan hem de burada yaşayan halk için büyük önem taşımıştır. O zamanlardan bugüne uzanan pek çok el yazması eser de kütüphane envanterinde yer alır. Hem basım eserler hem de el yazması olanlar kütüphane kapsamında rakam olarak toplamda 1700’lere ulaşır. Hem Osmanlıca yazıları hem tuğraları hem de sahip olduğu kitapları ile önemli bir kütüphane önemli bir mimari yapı olduğunun söyleyebiliriz. Kitaplara, hele de Osmanlıcaya ilginiz varsa Lefkoşa’da en çok zaman geçirmek isteyeceğiniz nokta Sultan 2. Mahmut Kütüphanesi olacaktır.

Gazimağusa’da Yer Alan Osmanlı Yapıları

Canbulat Türbesi ve Kalesi: Canbulat, Osmanlı İmparatorluğu’nun Kıbrıs’ı fethi sırasında yaşananlar ile bir efsaneye dönüşmüştür. Anlatılanlara göre savaşta Canbulat’ın kafası kesilmiştir. Efsaneye göre ise kafasını kolunun altına alarak atının üzerinde savaşmaya devam etmiştir. Yiğitliği ile anılan Canbulat, şehit düştüğü yerde yer alan türesi ile anılmaya devam etmektedir. Ayrıca bu noktada etnografik ve arkeolojik eserler de bulunmaktadır. Geziniz sırasında bunları da görebilirsiniz.

Kutup Osman Efendi Türbesi: Halveti tarikatının kurucusu olarak bilinen Kutup Osman Fazullah Efendi’ye ait olduğu bilinen türbe, özellikle Türkiye’den gelenlerin ilgi gösterdiği bir duraktır. Adada görülmeye ziyaret edilmeye değer bir nokta olarak bilinen türbe, cazip konumu ile listenize dâhil edebileceklerinizden biridir.

Gazimağusa Medresesi ve Türbeleri: Lala Mustafa Paşa Camii yakınlarında yer alan medrese ve beraberindeki türbeler, bugün bakımsızlıkları ile dillere destandır. Mehmet Ömer Efendi ve Mustafa Zühtü Efendi Türbeleri dıştan bakımlı görünse de oldukça harap durumdadır. Mehmet Ömer Efendi türbesi bakımsız bir dükkâna çevrilmişken, Medrese de bir restoran halini almıştır. Dolayısıyla içinden ziyade sadece dışından görebileceğiniz Osmanlı değerleri olduğunu söyleyebiliriz.

Kertikli Hamam: Kertikli Hamam, Osmanlı İmparatorluğu’nun kente girmesinden kısa bir süre sonra inşa edilmiş olan değerli bir bina olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nun gittiği yerlere verdiği düzen ve huzuru yansıtan eser, bunlara bağlı olarak bir 16. Yüzyıl eseridir. Altı kubbesi ile bugün bile sapasağlam ayakta oluşu takdire şayandır. Binanın bazı kısımlarının ise dükkânların deposu olarak kullanılıyor olması oldukça acıdır.

Akkule Mescidi: Gazimağusa’da Kara Kapısından girildikten sonra sol tarafta yer alan Akkule Mescidi, mevcut olan mermer levhasına göre 1618 yılında yapılmış olan bir yapıdır. Mevcut olan bu levha üzerinde ayrıca “Camiler Allah’a vakfedilmiş olduğundan, Allah’tan başka kimseye tapmayınız.” ayeti yer alıyor. Orijinalliğini biraz yitirip harap hale gelmiş olan yapı, eski ihtişamının hissini halen yaşatmaktadır. Osmanlı eserlerinin en özellerinden biri olan Akkule Mescidi, özellikle mimari ile ilgilenenler için cazip olacaktır. Ayrıca geziniz boyunca fotoğraf makinanızı elinizden bırakmak istemeyeceksiniz.